HUKUK MAHKEMELERİNE ÖNERİLER LİSTESİ

 

 

1- 4320 Sayılı Kanuna Dayalı İstemlerde Hatalı Uygulamalar Yapıldığı,

2- Ara Kararı Gereğinin Yerine Getirildiğine Dair Şerh Verilmesi

3- Baro Pulu Olmayan ve Suret Harcı Yatırılmayan Vekâletnamelerin Kabul Edildiği

4- Bilirkişi seçimi, dosyaların teslimi ve raporun hazırlanmasında hatalı ve gecikmeli işlemlere yer verildiği,

5- Bilirkişi Raporunun İbraz Süresi ve Nüsha Sayısı

6- Bilirkişi Raporlarının İncelenmesi İçin Talikler Yapıldığı

7- Bonoya Dayalı İhtiyati Hacizlerde Teminat Alınmadığı

8- Boşanma Kararlarında Tarafların Açık Kimliği

9- Boşanma Kararlarının Nüfus Müdürlüğüne Gönderilmediği

10- Boşanmaya İlişkin Vekâletnamelerde Fotoğraf Bulunmadığı,

11- Bozma Üzerine Dosyanın Esasa Kendiliğinden Kaydedilmediği

12- Damga Vergisi Eksikliği

13- Davaların Süratli Sonuçlandırılmasında Hassas Davranılmadığı

14- Davacı Şirket Sahibinin İşyerinde Çalışan Tanıkların Yeminle Dinlenildiği

15- Davanın Açılmamış Sayılmasında Fazla Alınan Harcın İadesi

16- Davanın Kısmen Kabulüne Karar Verildiği

17- Davetiyelere Meşruhat Konulmadığı

18- Delillerin Sunulması İçin Kesin Süre Verilmediği

19-Derneğin Kendiliğinden Dağılmış Sayılmasına İlişkin Dava Dosyalarının Değişik İş Numarası Üzerinden Taraf Teşkil Edilmeksizin Sonuçlandırıldığı,

20- Dosyaların Dizi Listesine Bağlanmadığı

21- Dosyaların Düzensiz Tutulduğu

22- Dosyaların Yargıtaya Gönderilmesinde Gecikme

23- Dosyanın Müracaata Bırakılmasına Karar Verildiği

24- Dosyaları Yargıtaya Gönderme Formu

25- Dosyanın Yargıtay’ın Görevsiz Dairesine Gönderilmesi

26- Duruşma ve Keşif Zabıtlarının Hâkim veya Zabıt Kâtibi Tarafından İmzalanmaması

27- Duruşma Listesinin Hazırlanmadığı

28- Duruşmaya Mazeretsiz Gelmeyen Davacının İhzaren Celbine

29- Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Çevrilmesinde Payların Açıkça Gösterilmediği,

30- Eve Dön İhtarlarında Başvurma, Karar ve İlâm Harcı Alındığı

31- Evlat Edinme Davalarında Yeterli Araştırma Yapılmadığı,

32- Evlat Edinme Davasında Evlat Edinenin Alt Soyunun Dinlenmediği

33- Evlat Edinme Kararlarının Nüfus Müdürlüğüne Gönderilmediği,

34- Evlenmeye İzinde Sağ Annenin Dinlenilmediği

35- Evlilik Kaydı Aranmadan Konutu Terk Eden Eşe Muhtıra

36- Gaiplikte İlan Sayısı

37- Gerekçeli Kararın Geç Yazıldığı

38- Kısıtlanan Reşit Evlâda Vasi Tayini

39- Harç Tahsil Müzekkerelerinin Geç Yazıldığı veya Hiç Yazılmadığı

40- Harçların, Vergilerin, Vekâlet Ücretinin Tayini ile Tahsilinde Hata ve Gecikmelere Düşüldüğü;

41- Hakem Sıfatıyla Bakılan Davalar

42- Hâkimin Kalem İşlemlerini Denetlemediği

43- Hasım Gösterilmeyen veya Yasal Dayanağı Olmayan Delil Tespiti İstekleri

44- Havalesi Yapılmayan Evrakın Dosyada Bulunduğu

45- Hazine Lehine Verilen Kararların Hazine Tarafından Tebliğinde Harç

46- Hazinenin Menfaati Halinde Kayyum Tayini

47- Hazine Vekillerinden Temsil Belgesi İstenildiği,

48- HUMK’nn 409. Maddesine İlişkin Kararların Gecikmeli Verildiği,

49- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Kıymet Takdirine İtirazda Masraflar, HUMK 409. Maddenin Uygulanması

50- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Hapsen Tazyik Kararlarının Esas Defterine Kaydedildiği

51- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Kesinlik Sınırı

52- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Şikâyetin Kabulünde Harç İadesi

53- İcra (Hukuk) Mahkemesinde İtirazın Geçici Kaldırılmasında Borçluya Gönderilen Davetiyeye Şerh  

54- İcra (Hukuk) Mahkemesindeki Şikâyetlerde Davacı Tarafa Çıkarılan Tebligata Dosyanın İşlemden Kaldırılacağına Yönelik Şerh Düşüldüğü,

55- İcra (Hukuk) Mahkemesinde Duruşmaların 30 Günü Geçen Süreyle Ertelendiği

56- İstihkak İddiası Üzerine Verilen Takibin Devamında Yasa Yolunun Yanlış Gösterildiği,

57- Kıymet Takdirine İtirazda Yasa Yolu,

58- İddet Müddetinin Kaldırılması Talebinin Sulh Hukuk Mahkemesinde İncelendiği

59- İhtiyati hacizde Teminat Akçesinin Geri Verilmesi

60- İlanen Tebligatın Usulüne Uygun Yapılmadığı,

61- İş Mahkemesinde İlk Oturumda Tarafların Sulhe Teşvik Edilmediği

62- İşi Biten Dosyaların Merciine İade Edilmediği

63- İzale-i Şüyu Davasında, Tapuda Açık Kimliği Belli Olmayan Kişiye Kayyım Tayini

64- Kadastro Mahkemesinde Davaların Süratli Sonuçlandırılmasında Hassas Davranılmadığı

65- Kadastro Mahkemesi Komisyondan Görevsizlikle Gelen Dosyalarda İlan

66- Kadastro Mahkemesinde Veraset İlâmı Çıkartılması İçin Mehil Verilemeyeceği

67- Kadastro Mahkemesinde Kesinleşen Dosyanın Tapuya Resen Devri

68- Kadastro Mahkemesinde Adres Araştırma Yöntemi

69- Kadastro Mahkemesi Kasa Hesabının Müstakil Tutulduğu

70- Kalemde Tebligat Yapılırken Dava Dilekçesine Ekli Pulların Kullanılmadığı,  Sahiplerine İade Edilmediği

71- Kalemde Tebliğde Şekil Eksikliği

72- Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescili Davasında Bilirkişi Sayısı

73- Kararlarda Yasa Yoluna Başvuru Süresi ve Merciinin Gösterilmediği,

74- Keşifte Saptanan Değer Üzerinden Harcın İkmal Edilmemesi

75- Keşif Masrafının Yatırılması İçin Kesin Süre Verilen Hallerde Ayrıntılı Keşif Kararları Kurulmadığı,

76- Kısa Karara Hükmün Tamamının Yazılmadığı

77- Kısa Karara Aykırı Gerekçeli Karar Oluşturulduğu,

78- Konusu İhtiyatî Tedbir Olan Dosyada HUMK’un 409. Maddesinin Uygulandığı

79- Koruma Kararının Değişik İş Numarası Üzerinden Verildiği

80- Koruma Kararının Sulh/Asliye Hukuk Mahkemesinden Verildiği

81- Mahkeme Emanet Paralarının Bulunduğu Banka

82- Masrafların Tutanak Altına Şerhi, Zabıt Kâtibinin Masraf Alması

83- Masrafların Yatırma Süresinin Kararda Belirtilmediği

84- Masraf Verdiği Takdirde Duruşma Gününün Kendisine Tebliği veya Kalemde Tebliğine Şeklinde Ara Kararları ile Mazeret Taleplerinin Kabul Edildiği,

85- Miras Şirketine Mümessil Tayininde Husumet

86- Mirasın Reddinin Kütüğüne Kaydedilmediği

87- Mirasçının Bulunmadığının Tespiti Halinde Veraset İsteminin Reddine Karar Verildiği

88- Noter İş Kâğıtlarının İstenme Usulü

89- Nüfus Davalarında Görüldü Kaydı

90- Nüfus Kaydı Düzeltilmesi Davalarında Cumhuriyet Savcısı/Nüfus Görevlisi Huzuru

91- Nüfus Tashihi Davalarında Adlî Sicil Kaydının Aranmadığı, Kararın Adlî Sicil İstatistik Genel Müdürlüğüne Gönderilmediği,

92- Nüfus, Nafaka Gibi Davalarla Özel Kanunlardan Kaynaklanan Bazı Davaların Adlî Tatilde Görülmediği

93- Nüfusta Ad ve Soyadı Düzeltilmesi Davalarında Verilen Tashih Kararının İlânı

94- Nüfus Davalarında Resen Araştırma İlkesinin Uygulanmasında Hassas Davranılmadığı

95- Nüfus Müdürlüğüne Çıkartılan Davetiyelere Yasal Olmayan Şerh Konulduğu,

96- Onama Kararlarının Taraflara Tebliğ Olunmadığı,

97- Orman Kadastro Davaları

98- Oturuma Katılan Tarafların isimlerinin Zapta Yazılmadığı

99- Özsermayenin Tespiti İsteğinin Değişik Defterine Kaydedilerek Sonuçlandırıldığı,

100- Reddiyat Makbuzlarının Damga Vergisine Tabi Tutulmadığı

101- Reddi Hâkim Talebinin Reddine İlişkin Kararlarda Para Cezasına Hükmolunmadığı,

102- Senet Asıllarının Dosya İçinde Muhafaza Edildiği,

103- SHÇEK’nun İstemi Üzerine Koruma ve Korumanın Kaldırılmasına İlişkin Kararların Duruşmasız ve Hasımsız Olarak Verildiği,

104- Suç Oluşturan Eylemi Nedeniyle Davalıya Yemin Teklifi

105- Şahitlere Baştan Yemin Ettirildiği

106- Şahitlere Ücret Tayin Edilmediği

107- Tanık Davetiyesine Ücretinin Ödendiğini Gösteren Şerhin Verilmediği,

108–Tanıklara Yaptırım Uygulanmadığı,

109- Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olanlara Yemin Ettirildiği

110- Tahliye Olan Hükümlü Davalıya Vasi Tayini Davasının Bekletici Mesele Yapıldığı,

111- Taliklerde Saat Belirtilmediği

112- Talimat Tensiplerinin Geç Yapıldığı,

113- Tanıma Dosyasında Ananın Son Medeni Halini Gösteren Belgenin Yer Almadığı

114- Tapu İptaline İlişkin Hüküm Özetlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü’ne Gönderilmediği

115- Tapu İptal ve Tescil Davalarının Hakemde Görülemeyeceği

116- Tapuda İsim Tashihi Davalarında Değer Gösterilmediği

117- Tensiplerin Yeterli Açıklıkta Olmadığı

118- Tevdi Mahalli Tayini Kararlarında Maktu İlâm Harcı Alındığı

119- Tevdi Mahalli Tayini Kararının Tebliğ Edilmediği

120- TMK’nın 644. Maddesine Göre Açılan Davalarda Özel Meşruhat

121- Temyize Gönderilen Dosyanın Harcı Alınmadan Gönderildiği

122- Tevzînin Protokole Bağlanmadığı

123- Tüketici Mahkemesinde Harç

124- Usule İlişkin Kararlarda Yargılama Masrafına Hükmedilmemesi

125- Vakıf Kararlarının Kütüğüne Tescil Edilmediği

126- Vasi Tayini Dosyasının Takip Edilmediğinden İşlemden Kaldırıldığı

127- Vasi Tayini Kararlarının İlânı

128- Vasiyetnamenin Açılması Dosyasının İşlemden Kaldırıldığı

129- Vasiyetnamenin Açılmasında Tüm Mirasçıların Arandığı

130- Vasiyetnamenin Açılmasında İptal ve Tenkis Davasının Bekletici Mesele Yapıldığı,

131- Vasiyetnamenin Aslının Dosyasında Muhafaza Edildiği,

132- Vasiyetnamenin Açılmasının Tereke Hâkimliği Esasına Kaydı

133- Vekâlet Ücretinde KDV.

134- Vekille Takip Edilen Nüfus Davalarında Özel Yetkinin Aranmadığı

135- Verasetin İptali Davasında Husumet

136- Yabancı Mahkeme İlâmının Altına Şerh

137- Yabancı Uyruklu Kişilerin Açtığı Davalarda Teminat Aranmadığı

138- Yargılama Giderlerinin Ayrıntılı Olarak Hükümde Gösterilmediği

139- Yargıtaya Sevk Masraflarının Pul Olarak Alındığı

140- Yetkisizlik İtirazı Sonuçlanmadan Esasa Girildiği

141- 23/11/1990 Tarihinden Önce Ölen Murisin Sağ Eşine Tercih Hakkının Sorulmadığı,

142- Yoklukta Yapılan Delil Tespit Tutanaklarının Karşı Tarafa Tebliğ Edilmediği

143- Yurt Dışı İstinabe Usulünde Hatalı Uygulamalar Yapılabildiği,

144- Zayi Nedenine Dayalı Çek İptali Davasını Keşidecinin Açamayacağı

 

 

1- 4320 Sayılı Kanuna Dayalı İstemlerde Hatalı Uygulamalar Yapıldığı,

 

a) Aile Mahkemesine ait …  sayılıda; Cumhuriyet başsavcılığı tarafından … tarihinde aile bireylerine karşı etkili eylemde bulunan sanık hakkında 4320 sayılı Kanundaki tedbirlerin uygulanmasının istenmesi üzerine, tanık listesi ibrazı için davalı vekiline süreler verildiği, ihtar kararının tedbirin amacına aykırı olarak gecikmeli bir şekilde … tarihinde verilebildiği,

 

b) Aile Mahkemesine ait … sayılılarda; 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 1. maddesi uyanırca verilen tedbir kararlarının; kusurlu eşe tebliğ olunması ile yetinildiği, aynı Yasanın 2. maddesi uyarınca gereğinin takdir ve ifası zımnında bir örneğinin Cumhuriyet başsavcılığına tevdi olunmadığı,

 

c) Ailenin Korunmasına Dair Kanun gereğince verilen tedbir kararlarında süre belirtilmediği,

 

d) Aile Mahkemesinin….esas sayılı dosyasında, 5636 Sayılı Kanunla değişik 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un 1. maddesi gereği verilen tedbir kararlarında kusurlu eşe veya diğer aile bireyine aynı Yasa’nın 1/II. maddesindeki ihtaratın yapılmadığı,

 

e) Ailenin Korunmasına Dair Kanunla ilgili olarak açılan davaların, esas defterine kayıt edildiği,

 

 Belirlenmiştir.

 

“4320 sayılı Kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin aile mahkemesi hâkimi tarafından (4787 S.K: md. 9/1) resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Aile mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır.” şeklindeki Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12/07/2004 gün, 2004/8367 esas, 2004/9372 karar sayılı ilâmı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01/01/2006 tarih ve 35 sayılı genelgeleri göz önüne alınarak 4320 sayılı Yasa’nın 1. maddesinde öngörülen tedbirlerin tedvin amacına uygun düşecek şekilde herhangi bir gecikmeye meydan verilmeden derhal uygulanmasında azami derecede titiz davranılması,

 

4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 2. maddesinde belirtildiği üzere; “Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına tevdi olunur. Cumhuriyet başsavcılığı koruma kararının uygulanmasını zabıta marifetiyle izler. Koruma kararına uyulmaması halinde zabıta, mağdurların şikâyet dilekçesi vermesine gerek kalmadan re'sen soruşturma yaparak evrakı en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirir. Cumhuriyet başsavcılığı koruma kararına uymayan eş hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar.” amir hükmünün bundan böyle uygulamada göz önünde bulundurulması,

 

4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 1/3 fıkrası uyarınca, kanunda belirtilen tedbir hükümlerinin uygulanması amacıyla öngörülen sürenin altı ayı geçemeyeceği nazara alınarak, infaz sırasında herhangi bir duraksamaya neden olunmaması bakımından bu nev’i kararlarda tedbir süresinin gösterilmesi gerektiğinin unutulmaması,

4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un 1/II ve 2. maddeleri ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14/10/1998 tarih, 1998/9364–10828, 12/07/2004 gün ve 2004/8367–9372 sayılı ilâmlarına göre ihtaratın mutlaka yapılması,

 

Yargıtay 2. HD. nin 09.07.1998 gün ve 1998/7229–8655 sayılı içtihadında, ‘4320 sayılı Kanun’ ile aileyi koruyucu tedbirlerin hâkimin tayin ettiği süre ile geçerli ve geçici tedbir niteliğinde bir karar ” olduğu vurgulanmış olup; Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7/3. maddesinde de   “Değişik İşler ve İstinabe Defterine” ihtiyati tedbir taleplerine ait işlerin kaydedileceği açıklandığından, bundan böyle bu kabil davaların değişik işler defterine kaydedilerek sonuçlandırılması konusunda gerekli dikkatin gösterilmesi,

 

2- Ara Kararı Gereğinin Yerine Getirildiğine Dair Şerh Verilmesi

           

Ara kararları gereklerinin yerine getirildiğine ilişkin kaydın, zabıt kâtibince tutanağa yazılıp imzalanmadığı görülmüştür.

 

* Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 32/2. maddesi ve Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 16/03/2006 gün ve 130 sayılı genelgesi mucibince, duruşmaları takiben tamamlanan muamelelerin işlemi yapan zabıt kâtibi tarafından tutanağa geçirilerek imzalanması usulüne riayet edilmesi,

 

3- Baro Pulu Olmayan ve Suret Harcı Yatırılmayan Vekâletnamelerin Kabul Edildiği

 

Avukat ile temsil edilen bir kısım dava dosyalarına iliştirilen vekâletname ve yetki belgelerinde baro pulunun bulunmadığı halde yargılamaya devam edildiği, ya da pul alınıp alınmadığı kontrol edilmeksizin dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmesi sonucu söz konusu eksiklik nedeniyle geri çevrilmesine sebep olunduğu, bir kısmında ise avukatların ibraz ettiği vekâletname suretlerinden harç alınmadığı müşahede edilmiştir.

 

* 1136 sayılı Kanun’un 27 ve TBB Staj Kredi Yönetmeliği’nin 4. maddeleri ile Yargıtay H.G.K.nun 02/04/2003 tarih,2003/19-265 esas, 2003/267 karar, 2.H.D.nin 25/09/2007 gün ve 2007/9259 esas- 2007/12608 karar, 14.H.D.nin 23/06/2003 gün, 2003/3780- 5217 esas ve karar sayılı ilamları ve Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 30/01/2006 gün- 119 sayılı genelgesinin 1/6 maddesi uyarınca, 10/05/2001 tarihinden itibaren vekâletname ve yetki belgesi asıl ve suretlerine Türkiye Barolar Birliğince bastırılan pulların yapıştırılması, pulu eksik veya bulunmayanların kabul edilmemesi, on günlük mehilde pul tamamlanmadıkça vekâletnamenin işleme konulmaması,

 

Vekâletname suretlerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli ( I ) sayılı Tarifenin yargı harçları bölümünün D/1-c fıkrasında belirtilen suret harcının alınması gerektiğinin bundan sonraki işlemlerde nazara alınması,

 

4-  Bilirkişi seçimi, dosyaların teslimi ve raporun hazırlanmasında hatalı ve gecikmeli işlemlere yer verildiği,

 

Yıl içinde gelen esas ve değişik işlere ait dosya sayısı, nitelikli ve güvenilir bilirkişi teminindeki güçlük ve sair engellere rağmen, adaletin gecikmeden tecellisi için özveriyle görev ifa edildiği gözlenmekle birlikte, özellikle tatbikatın dayattığı zorunluluklar nedeniyle, bilirkişi seçimi, görevlendirilmesi, dosyaların teslimi ve raporun hazırlanması hususlarında bazı hatalı ve gecikmeli işlemlere, HUMK’un 275–286 maddeleri hükümlerine kısmen veya tamamen ters düşen uygulamalara yer verilebildiği,

 

            Şöyle ki;

 

            a) Hâkim tarafından imzalanan dosya teslim tutanaklarına, bilirkişilerin isimlerinin yazılmasına rağmen bazen açık kimliklerinin bazen de meslekî sıfatlarının ( hesap uzmanı, bankacı, hukukçu v.s,) belirtilmediği,

 

            b) Tarafların hazır bulunduğu oturum ya da keşifte, HUMK. nın 276/1 maddesi gereğince bilirkişinin kimliği hususunda anlaşma imkânı sağlanmadan re’sen seçim yapıldığı,

 

            c) Kimi zaman görevinin kapsamı ve kendisinden hangi bilgilerin istendiği açıklanmadan “dosyanın bilirkişiye verilmesi, iddia ve savunmaya göre rapor düzenlenmesi” şeklinde ara kararları kurularak dava ve talimat dosyalarının bilirkişilere tevdi edildiği, bu yüzden sık sık ek rapor alınması yoluna gidilerek duruşmaların salt bu nedenle ertelendiği,

 

d) Dava konusu taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesi amacıyla 08/02/2007 günü mahallinde yapılan keşifte emlak bilirkişisi (S.E) hazır olmadığı halde keşfin icra olunduğu,

 

            e) 3 ilâ 8 aya varan süre geçmesine rağmen, rapor hazırlamak üzere aldığı dosyayı teslim etmeyen ve raporlarını düzenlemeyen bilirkişilerin yöntemince uyarılmadığı gibi dosya akıbetlerinin de araştırılmadığı, yasaların öngördüğü müeyyidelerinde uygulanmadığı,

 

            Gözlenmiştir.

 

             Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 07/07/2005 tarih, 2005/7519 Esas, 2005/11675 Karar sayılı ilâmında “ Bilirkişi tayin edilirken bilgisine başvurulan kişinin kimlik ve uzmanlık durumunun belirtilip, tutanağa yazılması şarttır. Böylece bilirkişi seçilen kişinin düşüncesine başvurulan konu hakkında, gerekli özel ve teknik bilgiye sahip olup olmadığı taraflar ve Yargıtay’ca kontrolü sağlanmış olacaktır.” şeklinde belirtildiği üzere bundan böyle dosya teslim tutanaklarında ve bilirkişinin seçimine ilişkin ara kararda bilirkişilerin ad ve soyadları ile meslekî sıfatlarının yazılmasına önem verilmesi,

 

            Tarafların bilirkişi seçiminde anlaşıp anlaşmayacaklarını araştırmadan resen bilirkişi belirlemenin HUMK nın 276 maddesine aykırılık teşkil edeceğinin dikkate alınması,

 

            HUMK'nın 279. maddesinin,  hâkim iki tarafın dinlenmesinden sonra bilirkişiye sorulacak soruları belirler hükmü karşısında, “dosya ve eklerinin bilirkişiye havalesine”, “tarafların iddia ve savunmaları nazara alınarak raporun hazırlanmasına” gibi ifadelerle bilirkişiye başvurulmasının, hem kanunun lâfzına hem de hükmün konuluş amacına aykırı olduğu, bu biçimde yapılacak görevlendirme sonucunda bilirkişi, görevinin ne olduğunu tam bilemediği için birkaç kez ek rapor alınmak zorunda kalınabileceği, bunun da emek ve zaman israfına sebebiyet vererek davaların sonuçlandırılmasını da geciktireceği hususunun göz önünde bulundurulması,

 

Bilirkişi kurulunu meydana getirenlerin kendilerine verilen işi bir arada görüşüp bir sonuca varmaları ve neticeyi raporla mahkemeye bildirmeleri gerekliliğine temas eden HUMK nın 281. maddesi ile keşif mahallini görmemiş olan bilirkişinin keşif yerini görmüş olması halinde diğer bilirkişilerin dikkatini çekmeyen bir ciheti onlara göstererek raporun tamamen başka şekilde çıkması neticesini sağlamasının mümkün bulunduğuna işaret eden Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/06/1967 gün ve 4/998–316 sayılı içtihadının göz ardı edilmemesi,

 

Sorumluluk duygusu zayıf ve yaptığı işin önemini kavrayamayan bazı bilirkişilerin, raporlarını uzun süre hazırlamamalarının önüne geçilmesini teminen, yasal süre sonunda raporunu mahkemeye sunmayan bilirkişilerin uyarılması ile yetinilmemesi, geçerli bir özrü bulunmayanlara HUMK’nın 271 ve 278/son maddelerindeki yaptırımın uygulanabileceği uyarısını içeren muhtıralar tebliğ edilmek suretiyle raporların bir an evvel dosyaya intikalinin sağlanmasına gayret sarfedilmesi, ayrıca gereken durumlarda haklarında suç duyurusunda bulunmaktan kaçınılmaması, duruşmaların salt bilirkişilerin geciktirmeleri sebebiyle lüzumsuz yere ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına mahal bırakılmaması,

 

5- Bilirkişi Raporunun İbraz Süresi ve Nüsha Sayısı

 

Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyalarında olduğu gibi, bilirkişilere, ne kadar süre içinde ve kaç nüsha rapor ibraz etmeleri gerektiğinin açıklanmadığı görülmüştür.

 

* HUMK’un 2494 sayılı Yasa ile değişik 281/2. maddesi gereğince, bilirkişiler tarafından yazılı olarak verilecek raporların kaç nüsha tanzim edileceğinin ve raporun tevdi edileceği sürenin tayin edilmesi,

 

6- Bilirkişi Raporlarının İncelenmesi İçin Talikler Yapıldığı

 

Bir kısım dava dosyalarında bilirkişi rapor suretlerinin duruşma gününden evvel tebliğ edilmemesi sebebiyle tetkiki zımnında talikler yapıldığı saptanmıştır.

 

* HUMK’un 282. maddesi ile Yargıtay 8.H.D.nin 31/03/2005 tarih ve 2005/2099-2583 sayılı ilâmına göre gerekli harç ve masrafların diğer keşif harç ve giderleri yanında peşin alınması suretiyle duruşma gününden önce keşif ve bilirkişi raporlarının kalemce taraflara ulaştırılmasının usul edinilmesi,

 

7- Bonoya Dayalı İhtiyati Hacizlerde Teminat Alınmadığı

 

Bonoya dayalı ihtiyati haciz taleplerinde teminat alınmadığı saptanmıştır.

 

* İİK ve TTK’da bononun İİK’nın 38. maddesinde tanımlanan ilâm niteliğinde bir belge olarak kabulüne olanak veren bir hüküm bulunmadığından, Yargıtay 11.H.D.nin 16/04/2004 tarih ve 2004/4165-4130, 12.H.D.nin 20/10/2003 gün ve 2003/16395-20345 karar sayılı ilâmları da dikkate alınarak, benzeri taleplerden İcra İflâs Kanunu’nun 259. maddesinde öngörülen teminatın belirlenip alınması gerektiğinin bilinmesi,

 

8- Boşanma Kararlarında Tarafların Açık Kimliği

 

a)  Aile Mahkemesinden verilen tüm boşanma kararlarında, tarafların açık kimliği yanında Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının yazılmadığı,

b)         ….esas sayılıda, tarafların nüfusa kayıtlı olduğu yer ve kimlik bilgileri belirtilmeden “tarafların boşanmaları” şeklinde hüküm kurulduğu,

 

Tespit ve müşahede edilmiştir.

 

* 29/04/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27. maddesi gereğince tarafların Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı, aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgilerinin kararda yer almasının zorunlu olduğunun bilinmesi,

 

HUMK’un 388. maddesi ve Yargıtay 2. H.D.nin 22/03/2000 gün ve 2000/1634 esas, 2000/3398 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; kararın infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açık olması gerekmekte olup, mahkemece tarafların nüfusa kayıtlı olduğu yer ve kimlik bilgileri belirtilmeden boşanmaya hükmolunmasının yasaya açık aykırılık oluşturduğunun nazara alınması,

 

9- Boşanma Kararlarının Nüfus Müdürlüğüne Gönderilmediği

 

Boşanma kararlarının, kesinleşmesini müteakip resen nüfus müdürlüğüne gönderilmeyip, bu hususun tarafların tutumuna terk edildiği anlaşılmıştır.

 

* 5490 sayılı Yasa’nın 55 ve Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 156. maddesi uyarınca; mahkeme yazı işleri müdürlerinin, aile kütükleri üzerinde tescil yapılmasını gerektirecek bütün karar ve işlemleri, kesinleşme veya düzenleme tarihinden itibaren on gün içerisinde o yerin nüfus müdürlüğüne bildirmekle görevli kılındığının unutulmaması,

 

10 - Boşanmaya İlişkin Vekâletnamelerde Fotoğraf Bulunmadığı,

 

Aile Mahkemesinin … esas sayılı boşanma dosyalarında; tarafların sunduğu fotoğrafsız vekâletname kabul edilerek davaların sonuçlandırıldığı müşahede olunmuştur.

 

            Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin 93/k maddesi gereğince, boşanma davaları için düzenlenecek vekâletnamelerde fotoğraf yapıştırılması öngörüldüğünden, bundan böyle benzer şekildeki noksanlıkların giderilmesinden sonra işlemlerin yürütülmesi,

 

11- Bozma Üzerine Dosyanın Esasa Kendiliğinden Kaydedilmediği

 

a) ... Hukuk Mahkemesine ait ...esas sayılı dosyalarda, Yargıtay’ca bozulan kararların taraflara tebliğinden sonra mahkemece tarafların resen duruşmaya çağrılmadığı,

 

            b) … Mahkemesine ait ... esas sayılı dava dosyasının, Yargıtayca bozulmasının ardından, karar düzeltme yoluna gidildiği ve bu istemin reddedilmesinden sonra, ilgili kararın taraflara tebliğ edilmesi ile yetinildiği,

 

Gözlenmiştir.

 

* Kararı Yargıtayca bozularak dönen dosyalardan tashihi karar yolu kapalı olanların resen esasa kaydından sonra, peşin alınacak giderlerden sarf olunmak suretiyle mahkemenin tarafları kendiliğinden davet etmesine ilişkin 5236 S.K./21.maddesi ile eklenen Geçici 2. maddesi uyarınca  HUMK’un 429/2. maddesi ile Yargıtay 2. H.D.nin 12/11/2007 gün ve 2007/14922 esas, 2007/14922 karar sayılı ilamının dikkate alınması, oturuma kimse gelmediği yahut gelenler davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına dair aynı Yasa’nın 409. maddesi hükümlerine uyulması,

 

            * 5236 sayılı yasanın geçici 2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin resmi gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar yürürlükte bulunan HUMK’un 442/A maddesi uyarınca, bozmadan sonra karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine, ilgili kararın taraflara tebliğ edilmesi ile birlikte, dosyanın esas defterine kaydolunarak, gün belirlenip tarafların duruşmaya çağrılması, gelmemeleri halinde HUMK’un 409. maddesi gereğince işlem ifası gerektiğinin unutulmaması,

 

12- Damga Vergisi Eksikliği

 

.... sayılı ... dosyasına sunulan, 6.000,00 YTL bedelli, adi kefalet içeren, gerçek kişiler arasında, 2006 yılında yapılmış iki imzalı kira sözleşmesinde, 31/12/2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan, 5281 sayılı Yasa ile 488 sayılı Yasa’ nın (2) sayılı tablosundaki “IV – ticarî ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünde yapılan düzenleme sonucu gerçek kişiler arasında yapılan mesken kira mukaveleleri damga vergisinden muaf olmakla beraber, bahse konu sözleşmedeki kefaletin 488 sayılı Damga Vergisi Yasası yönünden kontrole tâbi tutulmadığı izlenmiş, maliyeye ihbarda bulunulmuştur.

 

* 488 sayılı Damga Vergisi Yasası’nın 24 ve 26. maddelerindeki düzenleme gereği resmî dairelerin ilgili memurlarının kendilerine ibraz edilen kâğıtların damga vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş veya noksan ödenmiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere vergi dairesine göndermeye mecbur oldukları nazara alınarak hazine zararına yol açan ihmali davranışlardan kaçınılması,

 

13- Davaların Süratli Sonuçlandırılmasında Hassas Davranılmadığı

 

Gereksiz emek ve zaman kaybına yol açan taliklerle nihai hükme ulaşılmasının geciktiği bazı dosyalar görülmüştür.

 

Şöyle ki;

 

            Önceden duruşmasına çıkılan bir kısım dosyanın, karar verilmek ya da incelenmek üzere, sık sık tetkike alındığı gözlenmiştir.

 

            Başka bir dava sonucu bekleyen dosyalarda, akıbetleri soruşturulmadan taraf beyanları ile yetinildiği veya müzekkere yazılıp üç, dört celse cevabının beklendiği, oturumların bu nedenle başka günlere ertelendiği,

           

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20/02/2006–533/1081, 2. Hukuk Dairesinin 24/04/2006–67/5968, 20/02/2007–8849/2349, 14. Hukuk Dairesinin 09/02/2005–6648/659 sayılı içtihatları ve HUMK’un 258, 274 ve 414. maddesi hükümleri karşısında tarafların şahitlerini mahkemeye getirmelerine ilişkin ara kararlarının yasal dayanağı bulunmayıp davetiye ile celbi gerektiği halde şahitlerin taraflarca hazır edilmesi uygulamasının sürdürüldüğü,

 

Önceki ara kararını yerine getirmeyen, üst üste ve sıkça mazeret bildiren, yeniden mehil talep eden taraf vekillerinin davaların sonuçlandırılmasını geciktirici bu davranışlarını sürdürdükleri, ilgilisi başvurmadığı için tayin edilen günlerde keşiflerin yapılamadığı tutanakla saptandığı halde kesin mehil ve Harçlar Kanunu’nun 11 ve 12. maddelerinde yazılı celse harcı gibi usulün zorlayıcı hükümlerinden yeterince yararlanılmadığı,

 

... Hukuk Mahkemesine ait … esas sayılı dosyada, aynı bina içinde bulunan ... Mahkemesindeki bir dosya mübaşir marifetiyle elden dahi getirtilebilecek iken, incelenmesi için yazılan müzekkere ayrıca 4 kez tekit de edilerek, bir yıldan fazla süre ile sırf bu yüzden talikler yapıldığı,

 

... Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında tarafların anlaşmaları için 6 oturum ve 1 yıldan fazla süre ile mehil verildiği, son kez mehil verildikten sonra tekrar aynı nedenle oturumun ertelendiği, benzer şekilde .... esas sayılı dosyada da davalıya ilânen tebligat yaptırılması için kesin mehil verilmesinin ardından oturumun yine 6 celse talik edildiği,

 

Asliye Hukuk Mahkemesinin .... esas sayılı dosyasında, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 40 ve Tebligat Nizamnamesi’nin 61. maddelerinde işin müstaceliyeti nedeniyle tebligata ait kararların muayyen celse beklenmeden verilmesi öngörülmesine karşın, yurtdışı tebligatı için en az 3 aylık süre olması gerektiğinden bahisle, Bakanlıkça evrakın geri çevrilmesi üzerine dosya ele alınmayıp 1/6/1994 tarihinden 9/9/1994 tarihine kadar duruşma günü beklenmek suretiyle gereksiz zaman kaybına yol açıldığı,

 

Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında duruşmaların devamı sırasında ölmüş bulunan bir davalının veraset ilâmı alınarak mirasçılarının davaya dahili öngörülmüşse de; bir yıldan fazla süreyle ve 9 oturum bu konuda davacı vekiline mehil verilmesine karşın istenen veraset davasını açıp açmadığının belirlenememesi sonucu gereksiz zaman kaybedildiği,

 

Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında da dava ile ilgili olduğu söylenen Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası getirtilip incelendiği ve tarafları da aynı olmadığı halde sonraki oturumlarda aynı dosyanın tekrar celbi amacıyla talikler yapıldığı,

 

Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında, taraf vekillerine bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmaları için … günlü oturumda süre verilerek müteakip oturumda gerekli açıklamaları ayrıntısı ile saptanmasına karşın, bu defa yazılı beyanda bulunmak üzere taraf vekillerine tekrar mehil verilerek oturumun ertelendiği,

 

            Münhasıran keşif yapılmasına bağlı bulunan dava dosyalarının bir kısmında keşiflerin icra olunacağı günler belirtilmeden gelecek celse keşif günü verilmesine şeklinde ifadeler kullanılarak ertelemeler yapıldığı saptanmıştır.

 

            Anlaşılmıştır.

 

* “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” şeklindeki T.C. Anayasası’nın 141. madde son fıkrası,

“Herkes, haklarının, vecibelerinin veya kendisine karşı cezai mahiyette herhangi bir isnadın tespitinde, tam bir eşitlikle, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde ve açık olarak görülmesi hakkına sahiptir.” denilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin başlangıcında atıf yaptığı ve temel dayanağı olan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948’de ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 10. maddesi,

“Her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleriyle ilgili nizalar gerek cezai sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan, kanunî, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkını haizdir.” Denilen ve 19.03.1954 tarih ve 6366 sayılı Onay Kanunu ile tasdik edilerek iç mevzuatın bir parçası haline getirilen İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Koruma Sözleşmesi (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı  6. maddesinin 1. fıkrası,

“Hâkim tahkikat ve muhakemenin mümkün olduğu derecede sürat ve intizam dairesinde cereyanına ve beyhude masrafa meydan verilmemesine dikkatle mükelleftir.” denen 04/07/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 77. maddesi,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1 maddesi hükmüne aykırı davranıldığı ve davanın mâkul bir süre içinde karara bağlanmadığı gerekçesiyle Devletimiz aleyhine tazminatla sonuçlanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin; 30 Ekim 2001 tarih ve 31960/96 sayılı Pekdaş/ Türkiye kararı, ( Yargı Mevzuatı Bülteni, 04 Haziran 2002, Sayı 180, Sayfa 37–41 ), 22 Aralık 2005 tarih ve 50165/99 sayılı Ali Rıza DOĞAN/ Türkiye kararı, ( Yargı Mevzuatı Bülteni, 14 Kasım 2006, Sayı 316, Sayfa 44–49) ve 22 Aralık 2005 tarih ve 40530/98 sayılı AYDOĞAN/ Türkiye kararı, ( Yargı Mevzuatı Bülteni, 28 Kasım 2006, Sayı 318, Sayfa 18–20) ile benzeri tazminat davaları,

Dikkate alınarak, görülmekte olan davaların süratli bir biçimde sonuçlandırılmasına azamî gayret sarfedilmesi, dosyaların karara bağlanmasında makul süreye aykırı düşen uygulamaların terki ile eski yıllardan devren gelen dosyaların sürüncemede kalmaması için gerekli emek ve gayretin esirgenmemesi,

Duruşmalara dosyaları okumak suretiyle hazırlıklı çıkılması ve davaların sürüncemede kalmasına neden olunmaması,

Aynı bina içindeki diğer bir mahkemeden dosyanın celbi için bir yıla varan sürelerle taliklerin davayı uzatacağı nazara alınıp gerektiğinde mübaşir marifetiyle istenilen dosyanın getirtilmesi,

Özellikle eski yıllardan devren gelen dosyalarda, davaların sürüncemede kalmaması için kesin süre ve celse harcı gibi yaptırımların uygulanmasında hassas davranılması, celse harcının belgelenmeyen mazereti kabul eden karşı taraftan da alınabileceğinin unutulmaması,

Yargıtay 1.H.D.nin 18/10/2004 tarih ve 2004/10059-11449 sayılı ilamında açıkça belirtildiği gibi ikinci kez verilen ya da hâkimin kesin olduğunu belirttiği mehilden sonra tekrar mehil verilemeyeceğine dair HUMK’un 163. maddesinin hatırlanması,

            Görülmekte olan dava ile bağlantılı olup ta beklenen dava dosyasının zaman zaman araştırılması, ön mesele sayılan davanın yargılamasının devam ettiği şeklinde taraf beyanları ile yetinilmeyerek getirilip incelenmesi, sonuçlandığının anlaşıldığı veya başka bir davanın sonucunun beklenmesi gerektiği hallerde bu hususların HUMK’un 151 ve 241. maddeleri uyarınca, duruşma tutanağına geçirilmesine özen gösterilmesi,

 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2002/20–393, 2002/337 sayılı, 01/05/2002 tarihli ve 2002/16–465 e, 2002/468 k sayılı, 05/06/2002 tarihli ilamları ve HUMK’un 77. maddesi göz önünde bulundurularak, ihtilaf konusu yerlerde keşif yapılmasına karar verilen ve daha çok eski yıllardan devren gelen bu kabil dava dosyalarının sürüncemede kalmadan sonuçlandırılmasını temin etmek gayesi ile ve davaların uzamasının taraflar üzerinde yaratabileceği hoşnutsuzluklar ve haklı sızlanmalar da nazara alınmak suretiyle keşiflerin yapılabileceği gün ve saatlerin mutlaka duruşma tutanaklarına dercedilmesi, haklı ve zaruri nedenlerle belirlenen günlerde icra edilmemesi halinde, keyfiyetin düzenlenen tutanaklarla tespiti, benzeri sebeplerle lüzumsuz taliklere meydan verilmemesi, keşiflerin saptanan günlerde ve sonuca gidilecek şekilde yapılmasına azami biçimde özen gösterilmesi,

 

14- Davacı Şirket Sahibinin İşyerinde Çalışan Tanıkların Yeminle Dinlenildiği

 

İş Mahkemesinin ….esas sayılı dosyalarında, davacı şirket sahibinin işyerinde çalışan veya temsilcisi tanıkların yeminleri yaptırılarak dinlendiği görülmüştür.

 

* İşçi tanıkların HUMK’un “Şahadet zamanında iki taraftan birinin evinde veya ticarethanesinde infak ve iaşe veya istihdam olunanlar” şeklindeki 247 / 6 . maddesine göre yeminsiz dinleneceğinin malumu,

 

15- Davanın Açılmamış Sayılmasında Fazla Alınan Harcın İadesi

 

Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı tazminat istemiyle açılan dava dosyasında; yapılan yargılama sonucunda davanın HUMK’un 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği ve peşin alınan harç miktarı alınması gereken maktu karar ve ilâm harcından daha fazla olduğu ve fazlalığın iadesi gerektiği halde maktu karar ve ilâm harcının yeniden alınmasına tevessül edildiği görülmüştür.

 

* Harçlar Kanunu Madde 31 ile Hukuk Ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 51. maddeleri ve Yargıtay HGK’nun 14/06/2000 tarih, 2000/19-936 Esas 2000/999 Karar sayılı ilâmında vurgulandığı üzere davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın, usule ilişkin nihai bir karar olduğu, bu nedenle fazla alınan harcın iadesinde ve hüküm altına alınan yargılama giderlerinin hesabında gerekli dikkat ve itinanın gösterilmesi, devletin veyahut tarafların zararına yol açacak ve yasa yoluna başvurulması durumunda bozma nedeni olacak konularda özenin elden bırakılmaması,

 

16- Davanın Kısmen Kabulüne Karar Verildiği

 

Mahkemece verilen hükmün, gerekçesiyle birlikte duruşma tutanağına yazılması icap etmesine karşın zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhimi ile yetinilen hallerde dahi, mahkemenin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açıklanarak, duruşma tutanağına yazılması zorunluluğuna uyulması kuralına riayet edilmediği, zaman zaman ‘davanın kısmen kabulüne’ biçiminde kararlar kurulduğu gözlenmiştir.

 

* HUMK’un 381 ve 388. maddeleri uyarınca, kısa kararda verilen hükmün hukukî sonuçlarının tereddüde yer bırakmayacak şekilde özetle de olsa gösterilmesi ve bunun da tutanağa yazılması gerektiğinden, T.C. Anayasasının 141, Yargıtay HGK’nun 18/03/1987 tarih ve 2-16 – 209, 1.H.D. 22/03/2006- 701/2835, 2.H.D. 05/06/2006-3072/8784, sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere, duruşmayı bitiren zapta ekli kararın veya kısmen kabule dair kararın tefhim olduğu biçiminde nihai karar yazılmasının gerçek ve usulü anlamda hükmün tefhimi anlamına gelmeyeceğinin bilinmesi,

 

17- Davetiyelere Meşruhat Konulmadığı

 

            Bir kısım dosyalarda taraflara çıkartılan davetiyelerin yasal meşruhatları içermediği veya yargılama usulüne uygun düşmediği ya da okunaksız olduğu anlaşılmıştır.

 

            * a- Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine giren ve özel yargılama usulüne tabi olanlar haricindeki davalarda HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            b-Sulh Hukuk Mahkemesinde, HUMK’un 176 ve 507. maddeleri yollamasıyla aynı yasanın 509 ve 510,                       

            c- İş Mahkemesinde, İş Kanunu’ndaki istisnalar dışında kalan davalar için 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. madde yollamasıyla HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            ç- Kadastro Mahkemesinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28 ve 29/I-III. maddeleri yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            d- İcra ( Hukuk ) Mahkemesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 18, 88, 97, 101, 158, 173, 228, 235, 251, 271 ve 281. maddeleri yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            e- Aile Mahkemesinde, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 7/2. madde yollamasıyla HUMK’un 213/2 ve 377/1,

            f- Tüketici Mahkemesinde, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 23/II. madde son cümle yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            g- Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesinde, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 19/4. maddesi yollamasıyla HUMK’un 509 ve 510,

            Maddelerine göre taraflara çıkartılan davetiyelerin gerekli meşruhatı içermesine dikkat edilmesi,

            Mezkur meşruhatların konulmasının bir zorunluluk olduğuna dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/03/1995 gün ve 2-860/189, 2.H.D. 16/12/1994- 11423/12590, 13. H.D nin 25/10/2005- 9893/15916 sayılı kararlarının hatırlanması,

 

18- Delillerin Sunulması İçin Kesin Süre Verilmediği

 

Dava dilekçelerinde veya cevap layihasında kanıtlarını açıklamayan tarafa ibraz için kesin süre tanınmadığı görülmüştür.

 

* HUMK’un 180/1-2. madde ve fıkraları ile buna uygun Yargıtay 8.H.D.nin 09/12/1997 gün- 2356/8285 esas ve karar sayılı ilamı doğrultusunda, davacının elinde bulunan belgelerin asılları ile birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenecek örneklerinin dava dilekçesine eklenerek mahkemeye verilmesi, başka yerlerden getirilecek dosya ve belgeler için de,  bunların bulunabilmesini sağlayacak açıklamanın dilekçelerde yapılması, bu hususlara uyulmaması veya eksik yerine getirilmesi halinde, hâkimin taraflara 10 günlük kesin süre vermesinin zorunlu olduğu, sözü edilen Yasa’nın 195. maddesi uyarınca da davalının yukarıda belirtilen koşulları cevap dilekçesinde açıklaması gerektiği cihetle, bundan böyle anılan Yasa içeriğine uygun hareket edilmesi,

 

19 - Derneğin Kendiliğinden Dağılmış Sayılmasına İlişkin Dava Dosyalarının Değişik İş Numarası Üzerinden Taraf Teşkil Edilmeksizin Sonuçlandırıldığı,

          

           Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı, … Kaymakamlığının istemi üzerine sonuçlandırılan Derneğin Kendiliğinden Dağılmış Sayılmasına ilişkin dosyanın tetkikinde; esas yerine değişik iş defterine kaydının yapılarak duruşma yapılmaksızın ve taraf teşkili sağlanmaksızın dosya üzerinden hüküm oluşturulduğu gözlenmiştir.

           Taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin olup TMK’nın 85. maddesi uyarınca, derneği temsil etme hakkının yönetim kuruluna ait bulunduğu dikkate alınarak, Derneğin Kendiliğinden Dağılmış Sayılmasına ilişkin davaların yol açacağı sonuçlar bakımından yargılama yapılmasını gerektirdiğinden; Hukuk Ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 7/1 maddesi uyarınca işin, esas defterine kaydı yerine değişik işlere kaydı usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, HUMK. md. 73. maddesi dikkate alınarak davacı idare ve derneği temsille görevli davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma günü usulüne uygun olarak tebliğ edilerek gösterdikleri takdirde delillerin toplanmasının gerektiği, bu kabil davaların evrak üzerinde sonuçlandırılmasının mümkün olmadığı, bu hususta Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18/02/2002 günlü, 2002/1262-2137, 19/10/2006 tarihli, 2006/14891-14300 esas ve karar nolu ilamlarının hatırlanması,   

 

20- Dosyaların Dizi Listesine Bağlanmadığı

 

Dosyaların bilirkişi incelemesi veya ilgili mercie ( temyiz üzerine Yargıtay ) gönderilmesinde muhteviyatı belirtir dizi listesinin yapılmadığı belirlenmiştir.

 

* Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 25. maddesi uyarınca; belgelerin kaybının önlenmesi ve sorumluların belirlenebilmesi açısından bu gereğin yerine getirilmesi ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi’nin göz ardı edilmemesi

 

21- Dosyaların Düzensiz Tutulduğu

 

            Dava dosyalarının yöntemine göre düzenlenmediği, müzekkere, bilirkişi raporları ve tarafların verdikleri dilekçelerin duruşma tutanakları arasına gelişigüzel yerleştirildiği tespit olunmuştur.

 

            * Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 25. maddesine göre, dosyaların düzen ve tertibine özen gösterilmesi,

 

22- Dosyaların Yargıtaya Gönderilmesinde Gecikme

 

            Sonuçlanan dava dosyalarının tetkikinde;

 

            ... Mahkemesi temyiz defterinin ... sırasında kayıtlı ....esas sayılı dosyada Yargıtay yoluna vaki başvuru üzerine tebliğ işlemleri tamamlanarak dosyanın Yargıtaya yollanmasının bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen henüz gerçekleştirilmediği gibi ilgilisine HUMK.nun 434. maddesinde [1]yazılı yaptırım işlemine girişilmediği,

           

            ... Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında Yargıtaydan tashihi karar istemi üzerine aradan 18 ay geçtiği halde ölen davalının nüfus kayıt tablosu getirtilerek mirasçıları usulen tespit ve kendilerine tebligatın halen ikmal edilmediği,

           

            Kendilerine tebligat yapılamayan davalılara ait tebligat parçaları geri döndükten sonra aradan 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen, dosya ele alınıp eksikliklerin ikmali işlemine girişilmediği,

           

            ... esas sayılı dosyada, orman idaresi tarafından ... tarihinde temyiz edilmesine karşın, tebliğ işlemi yapılmayıp, Yargıtaya sevkinin 4 yıl geciktirildiği,

 

            ... esas sayılı dosyanın, eksikliğin ikmali ile iade edilmesi için Yargıtaydan geri gönderildiği halde, geri çevrilen dosyanın eksikliklerinin tamamlanmayıp temyiz tetkikatı için 2 yıldır işlemsiz bekletildiği,

 

            ... esas sayılı dosyalarda, ... tarihli gerekçeli karar ile ... tarihli temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğ işlemlerinin halen tamamlanmadığı,

 

            Görülmüştür.

 

            * Dosyaların Yargıtay’a yollanmasında hassasiyet gösterilerek benzeri gecikmelere yer verilmemesi,

            Bu tür ihmali davranışların sorumluluğu mucip olabileceği dikkate alınıp, kalem işlemlerinin denetim ve gözetimine önem verilmesi,

 

23- Dosyanın Müracaata Bırakılmasına Karar Verildiği

 

            Taraflarca takip edilmeyen dosyalarda, “müracaata bırakılmasına” şeklinde ibare kullanıldığı anlaşılmıştır.

 

            * HUMK’un 409. maddesindeki değişiklikten bu yana uzun bir süre geçmesi de nazara alınarak bundan böyle yasal tabir olan “dosyanın işlemden kaldırılmasına” biçiminde ibare kullanılması,

 

24- Dosyaları Yargıtaya Gönderme Formu

 

            Bütün hukuk mahkemelerinde dava dosyalarının Yargıtay’a dosya gönderme formu doldurulmadan sadece üst yazı ile eski usulde yollandığı görülmüştür.

 

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi doğrultusunda görevli Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilecek dosyalarda üst yazı değil “dosya gönderme formu” düzenlenmesi,

 

25- Dosyanın Yargıtay’ın Görevsiz Dairesine Gönderilmesi

 

            Karar verilip tarafların temyizi sonucu Yargıtaya gönderilmesi gereken dosyaların davanın konusuna göre görevli Yargıtay dairesi yerine başka dairelere gönderildikleri saptanmıştır.

 

            * Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 30/01/2006 tarih ve 119 sayılı Genelgesi ile Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesi ve Yargıtay Başkanlar Kurulu kararları doğrultusunda dosyaların doğru daireye sevkinin sağlanarak, emek ve zaman kaybına neden olunmaması, böylelikle adaletin bir an önce gerçekleşmesinin temini ile gecikmelerden kaynaklanan sızlanmaların önüne geçilmesi,

 

26- Duruşma ve Keşif Zabıtlarının Hâkim veya Zabıt Kâtibi Tarafından İmzalanmaması

            Bazı duruşma ve keşif zabıtlarının hâkim veya zabıt kâtibi tarafından imzalanmasının ihmal edildiği görülmüş, eksikliklerin ikmali hatırlatılmıştır.

 

            * Duruşma tutanaklarının ispat kuvvetine ilişkin HUMK’un 153. maddesinin uygulanmasına işlerlik kazandırılabilmesi için, duruşma tutanaklarının ve kararların hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalanması zorunluluğunu öngören aynı Kanun’un 152. maddesinin göz önünde tutulması,

 

27- Duruşma Listesinin Hazırlanmadığı

 

Hukuk Mahkemelerinde, duruşma listesi düzenlenmediği gözlenmiştir.

* Faydaları da dikkate alınarak, görülecek davalar için sırasıyla okunaklı şekilde tarafların ve vekillerinin isimleri ve muhakeme saati yazılmak suretiyle duruşma listesi tanzim olunması; bu hususta Hukuk ve Ticaret Mahkemelerinin Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 27. maddesinin göz önünde bulundurulması, sakıncaları olan cari uygulamadan vazgeçilmesi,

 

28- Duruşmaya Mazeretsiz Gelmeyen Davacının İhzaren Celbine

 

            Aile Mahkemesinin ... esas sayılı iddet müddetinin kaldırılması talebini içeren davanın duruşmasına gelmeyen davacı hakkında, davasını takip etmediğinden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi yerine ihzaren celbi cihetine gidildiği görülmüştür.

 

            * Hukuk Mahkemelerinde tarafların zorla getirilmelerinin yasal dayanağı bulunmadığının bilinmesi,

 

29- Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Çevrilmesinde Payların Açıkça Gösterilmediği,

 

Sulh Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davasında; salt veraset ilamına atıfla (paylar açıkça belirtilmeksizin) hüküm kurulduğu izlenmiştir.

 

4721 sayılı TMK’nun 644. maddesi ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10/04/2003 tarih, 2003/2449 - 5286 sayılı “Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesinde veraset ilamına atıfla hüküm kurulamaz. Her bir paydaşın hissesinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Hüküm sonucu açık ve net olmalıdır. Bilirkişi raporu veya benzeri herhangi bir belgeye atfen hüküm kurulamaz. Aksi takdirde infazda tereddüt ve sıkıntıya meydan verilmiş olur.” Şeklindeki ilâmına uygun karar verilmesi,           

 

30- Eve Dön İhtarlarında Başvurma, Karar ve İlâm Harcı Alındığı

            İhtar istemi içeren dilekçelerin kabulü sırasında, başvurma, karar ve ilâm harcı alındığı tespit edilmiştir.

 

            * Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26/05/1987 gün ve 3049/4800 sayılı kararında da açıklandığı gibi; eve dön ihtarının bağımsız kazaî sonuçlar doğurmayan ve boşanma davasından önce hâkim eliyle yapılması gereken bir işlemden ibaret olması, karar niteliği taşımaması yanında, 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 1 sayılı tarifesinde hangi isteklerin başvurma harcına tabi olduğunun belirtilip, bunlar arasında ihtar isteğinin gösterilmemesi nedeniyle, başvurma ve karar harcına tabi olmadığının bundan sonraki uygulamada nazara alınması,

 

31- Evlat Edinme Davalarında Yeterli Araştırma Yapılmadığı,

 

            Aile Mahkemesine ait … esas sayılı evlat edinme istemli dava dosyalarında gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan hüküm oluşturulduğu görülmüştür.

 

            * Türk Medeni Kanunu’nun evlat edinme kararı vermeden önce hâkime araştırma yükümlülüğü getiren 316. maddesinde ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14/06/2004 gün ve 2004/6732–7796, 23/01/2007 tarih -2006/10408- 2007/216 sayılı ilâmlarında da açık olarak ifade edildiği gibi, evlat edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlat edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde ayrıntıları yargı mevzuatı bülteninin 244. sayısında yer alan evlat edinme sosyal inceleme raporu ana hattında yer alan formatı içeren uzman görüşü alındıktan sonra karar verilmesi, araştırmanın özellikle evlat edinen ile edinilenin kişiliği ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları, evlat edinenin eğitme yeteneği, evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulmasına yönelik olmasına özen gösterilmesi,

 

32- Evlat Edinme Davasında Evlat Edinenin Alt Soyunun Dinlenmediği

 

… esaslı evlat edinme dosyasında, küçük A. yı evlat edinmek isteyen A.R.Ç’ nin, celbedilen nüfus kaydına göre alt soyunun bulunduğu halde, oğlu F.Ç. haricindeki diğer mirasçılarının dinlenmediği gözlemlenmiştir.

 

            Evlat edinmenin herhalde küçüğün yararına bulunması ve evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemesi gerektiğine ilişkin TMK’nın 305/2, “Evlat edinenin alt soyu varsa, onların evlat edinme ile ilgili tavır ve düşünceleri de değerlendirilir.” hükmünün yer aldığı 316/3 maddeleri ile 2. Hukuk Dairesinin 17/05/2006 gün, 2006/1222-7699 esas ve karar nolu bozma ilamı da dikkate alınmak suretiyle,        evlat edinenin diğer çocukları dinlenerek evlat edinme ile ilgili tavır ve düşünceleri değerlendirilip evlat edinmenin bu çocukların yararlarını hakkaniyete aykırı bir biçimde zedeleyip zedelemeyeceği konusunda yeterli araştırma yapılması gerektiğinin dikkate alınması,

 

33- Evlat Edinme Kararlarının Nüfus Müdürlüğüne Gönderilmediği,

 

Evlat edinme kararlarının, kesinleşmesini müteakip resen nüfus müdürlüğüne gönderilmeyip, bu hususun tarafların tutumuna terk edildiği müşahede olunmuştur.

 

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 29. maddesi uyarınca; Asliye Hukuk Mahkemesinden verilmiş, evlat edinme kararlarının kesinleşme tarihinden itibaren on gün içinde bulunulan yer Nüfus Müdürlüğüne resen gönderilmesi gerektiğinin unutulmaması,

 

34- Evlenmeye İzinde Sağ Annenin Dinlenilmediği

 

            Aile Mahkemesinin .... sayılı dosyasının incelenmesinde, dava tarihinde 16 yaşını tamamlamış olan küçüğün, nüfus kayıtları ile sağ olduğu ve dinlenmesi imkanı bulunmadığı delillendirilemeyen annesinin beyanı alınmaksızın evlenmesine izin verildiği saptanmıştır.

 

            TMK’nın 124. maddesi hükmü ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2004/3737-4675 sayılı içtihadı uyarınca, 16 yaşını bitirmiş olan kişinin evlenmesine izin verilebilmesi için karardan önce anne ve baba veya vasinin olanak bulundukça dinlenilmesi gerektiğinin bundan sonraki uygulamalarda hatırda tutulması,

 

35- Evlilik Kaydı Aranmadan Konutu Terk Eden Eşe Muhtıra

 

            Aile Mahkemesinin kimi değişik iş sayılı dosyalarında, evlilik kaydı aranmadan ortak konutu terk eden eşe eve dön ihtarı yapıldığı belirlenmiştir.

 

            * TMK’nın 164. maddesine göre, “Eve dön ihtarı”nın resmen evli olanlara yapılması mümkün bir muamele olduğu gözetilerek, evlilik durumunun resmî kayıtla tevsiki gerektiğinin hatırdan çıkarılmaması,

 

36- Gaiplikte İlan Sayısı

 

            Gaiplik kararı verilmesini içeren ...Asliye Hukuk Mahkemesinin …. esas sayılı dosyalarında, gaip hakkında malûmatı olan kimselerin bilgilerini açıklamak üzere davetini içeren ilanın bir kez yapıldığı saptanmıştır.

 

            * Yargıtay 2.H.D.nin 22/05/2006 tarih ve 2006/1221-7986 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, 4721 sayılı Medeni Kanun’un 33/son maddesinin zorlayıcı hükmü gereğince, gaip hakkında malûmatı olan kimselerin bilgilerini açıklamak üzere davetini içeren ilanın en az iki kere yapılmasının zorunlu bulunduğunun anımsanması,

 

37- Gerekçeli Kararın Geç Yazıldığı

 

            Bir kısım dosyada, tefhim tarihi itibariyle, gerekçeli kararların 25 günü bulan ve aşan sürelerle geç yazıldığı müşahede ve beyan edilmiştir.

 

            * Gerekçeli kararların, tefhim tarihinden başlamak üzere, 15 gün içinde yazılmasını zorunlu kılan HUMK’un 381/son fıkrası amir hükmü ile Yargıtay H.G.K. 12/10/1994 tarih 2-61/606, 09/04/2003 günlü 13-276/281, 2. H.D. 09/02/2001 gün ve 210/2125, 3.H.D. 03/10/2005- 8587/9360 esas-karar sayılı ilâmların içeriği dikkate alınarak benzeri kayıtsızlıklardan kaçınılması,

 

38- Kısıtlanan Reşit Evlâda Vasi Tayini

 

            Sulh Hukuk Mahkemesine ait ...esas sayılı dosyalarda, bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum